Bu yazı, sonucu beklediği gibi gelmeyen ve bu duyguyla ne yapacağını bilemeyen yetişkinler için. Puan, kadro ya da tercih hesabı yapmayacağız; hayal kırıklığının kendisini, onunla birlikte gelen düşünceleri ve yeniden ayağa kalkmanın adımlarını konuşacağız.
Hayal kırıklığı neden bu kadar ağır gelir?
KPSS çoğu kişi için yalnızca bir sınav değildir. Arkasında iş güvencesi, ailenin beklentisi, ertelenmiş evlilik ya da taşınma planları, belki de yıllardır süren bir "bu sınavdan sonra hayatım başlayacak" düşüncesi vardır. Sonuç beklendiği gibi gelmediğinde kaybedilen şey bir puandan çok, kurulmuş bir gelecek hayalidir.
Bu nedenle sonrasında yaşanan duygular çok çeşitli olabilir:
- Üzüntü ve boşluk: Hedefe kilitlenmiş bir hayatın birden anlamını yitirmiş gibi görünmesi.
- Öfke: Kendine, sınava, şansa ya da çevredekilere yönelen öfke.
- Utanç: "Herkes kazanıyor, bir ben kazanamıyorum" düşüncesi; insanlardan kaçma isteği.
- Suçluluk: Ailenin yaptığı fedakârlıkları düşünüp onları hayal kırıklığına uğrattığını hissetmek.
- Belirsizlik kaygısı: Bir sonraki adımın ne olacağını bilmemenin getirdiği huzursuzluk.
Bunların hepsi, önemli bir hedefe ulaşamamaya verilen anlaşılır tepkilerdir. Birkaç gün ya da birkaç hafta boyunca keyifsiz, yorgun ve dağınık hissetmek olağandır.
Kıyaslama tuzağı
Sonuçların açıklandığı günlerde sosyal medya, kazananların paylaşımlarıyla dolar. Arkadaş gruplarında, aile sohbetlerinde "kim kaç aldı" konuşulur. Bu ortamda kendi sonucunuzu başkalarınınkiyle karşılaştırmak neredeyse kaçınılmazdır.
Ancak kıyaslama, çoğu zaman eksik bilgiyle yapılır. Başkasının kaç kez denediğini, hangi koşullarda çalıştığını ya da içinde neler yaşadığını bilmeyiz. Bu günlerde sosyal medyayı bilinçli olarak sınırlamak, kazananlar hakkındaki sohbetlerden bir süre uzak durmak ve "kendi yolum" üzerine düşünmeye alan açmak iyi gelebilir.
Sonuçla kişiliği birbirinden ayırmak
Sınav sonrası en sık duyduğumuz cümlelerden biri "Ben başarısız biriyim" olur. Oysa sonuç, belirli bir günde, belirli bir sınavda, belirli soru tipleri karşısında gösterilen performansı ölçer. Sizin değerinizi, emeğinizi, zekânızı ya da geleceğinizi ölçmez.
Bunu fark etmenin pratik bir yolu, kendinize şu soruları sormaktır:
- Bu sonucu bir arkadaşım alsaydı ona ne söylerdim?
- Bu süreçte gerçekten neleri iyi yaptım?
- Hazırlık sürecimde neler beni zorladı ve bunlar değiştirilebilir mi?
Bu sorular, duyguyu bastırmak için değil, duyguyla birlikte daha dengeli bir bakış açısı kurabilmek içindir.
Aileyle nasıl konuşulur?
Sonucu aileye söylemek, pek çok kişi için sınavın kendisinden daha zor gelir. Bazı aileler sonuç ne olursa olsun destekleyici olur; bazılarında ise "neden olmadı", "komşunun oğlu kazandı" gibi cümleler yaraları derinleştirebilir.
Konuşmadan önce ne istediğinizi netleştirmek işe yarar. Çözüm önerisi mi istiyorsunuz, yoksa yalnızca dinlenmek mi? "Şu an plan konuşmaya hazır değilim, birkaç gün sonra birlikte düşünelim" demek tamamen meşrudur. Aile üyelerinin de kendi hayal kırıklıklarını yaşayabileceğini hatırlamak, onların ilk tepkilerini kişisel algılamamanıza yardım edebilir.
Yeniden plan yapmak: Acele etmeden
Hayal kırıklığının ilk günlerinde büyük kararlar vermek çoğu zaman doğru değildir. "Bir daha asla girmeyeceğim" ya da "yarından itibaren günde on iki saat çalışacağım" gibi kararlar, duygunun en yoğun anında alınır.
Bunun yerine şu sırayı izlemek faydalı olabilir:
- Birkaç gün dinlenin. Uyku, beslenme ve hareket düzeninizi toparlayın.
- Süreci değerlendirin. Neler işe yaradı, neler yaramadı? Çalışma yönteminiz, zamanlama, sınav kaygısı, özel hayatınızdaki gelişmeler.
- Seçenekleri yazın. Tekrar hazırlanmak, farklı bir sınava yönelmek, özel sektörde iş aramak, eğitime devam etmek ya da bunların birkaçını birleştirmek.
- Küçük bir ilk adım belirleyin. Kararınız ne olursa olsun, önümüzdeki hafta atılacak tek bir somut adım seçin.
Tekrar hazırlanmaya karar verdiyseniz ve sınav sırasında yoğun kaygı yaşadığınızı düşünüyorsanız, sınav kaygısı sayfamızda bu konudaki önerilere de yer verdik.
Ne zaman destek almalı?
Hayal kırıklığının yoğunluğu genellikle zamanla azalır. Ancak şu durumlar birkaç haftadır sürüyorsa bir psikologla görüşmek faydalı olabilir:
- Neredeyse her gün kendinizi çökkün, umutsuz ya da değersiz hissediyorsanız,
- Uyku ve iştah düzeniniz belirgin biçimde bozulduysa,
- İnsanlardan tamamen uzaklaştıysanız ve evden çıkmak istemiyorsanız,
- Hiçbir şeyden keyif almıyorsanız ya da günlük işlerinizi yapamıyorsanız.
Bu belirtiler hakkında daha fazla bilgi için depresyon nedir yazımıza bakabilirsiniz. Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa lütfen yalnız kalmayın; bir yakınınıza haber verin ve vakit kaybetmeden 112'yi arayın.
Sınav süreci bitmiş olabilir ama sizin hikâyeniz devam ediyor. Bu dönemi birlikte değerlendirmek isterseniz Ankara'da Kızılay ofisimizde yüz yüze ya da online görüşme planlayabilirsiniz; WhatsApp'tan yazmanız yeterli.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; psikolojik değerlendirme ya da psikoterapinin yerini tutmaz.















+16 sayfa daha